KAYGI
Yaşanan bir durum karşısında kişinin gösterdiği , bedensel, duygusal , zihinsel ve davranışsal tepkileri KAYGI olarak adlandırabiliriz .
Kaygı yararlı mı zararlı mı?
Bu soruyu bir soruyla cevaplamak daha doğru olacaktır : “Yararlı bir ilacı dozundan fazla kullanırsanız o ilaçtan umduğunuz yararı elde edebilir misiniz? “KAYGI da yararlı bir ilaç gibidir ne var ki yararlı ilaç bile dozundan fazla kullanılırsa yarar yerine zarar verir.
Yoğun kaygı, kişinin, enerjisini verimli bir biçimde kullanmasını, dikkatini yapacağı işe yoğunlaştırmasını engeller. Kişi gücünün tamamını kullanamaz ve istenen verimliliğe ulaşamaz .
Ya hiç kaygı yaşanmıyorsa? Yoğun kaygı ne kadar olumsuzsa, kaygı duymamak da o kadar olumsuzdur. Kaygı duyulmuyorsa, yapılacak iş için istek oluşmayacak bunun sonucu da genellikle başarısızlık olacaktır .
Sonuç :
Kaygı için , “azı karar , çoğu zarar ” ifadesini rahatlıkla kullanabiliriz.Belli düzeyde olan ve kişinin kontrol edebildiği kaygı, motivasyonu sağlayacak bu da başarıyı getirecektir.
KAYGININ BELİRTİLERİ
ZİHİNSEL BELİRTİLER: Kaygılı kişi hiçbir şey bilmediğini sanır, karamsar duygular içindedir. “Kötü not alacağım. Kazanamayacağım. Mezun olamayacağım. Başaramayacağım vb.”
FİZİKSEL BELİRTİLER: Kişiden kişiye değişse de, kalp atışlarının ve nefes alıp vermenin hızlanması, kaslarda spazm (kasılma), terleme, ateş basması, mide bulantısı, bel ağrısı, uykusuzluk vb. kaygının fiziksel belirtileridir.
DUYGUSAL BELİRTİLER: Karamsarlık, sinirlilik, panik, kontrolü yitirme, kendine güvenmeme, kendini değersiz görme, çaresizlik duyguları kaygılı insanın belirgin duygulardır.
DAVRANIŞSAL BELİRTİLER: Sınava girmemek veya girdiği sınavı yarıda bırakmak, ders çalışmamak için bahaneler uydurmak, ders çalışmayı ertelemek, kaygının davranışa yansıyan yanlarıdır.
KAYGIYLA NASIL BAŞ EDEBİLİRİZ ?
Gerçekçi olmak bu konuda atılacak ilk adımdır. Kaygıyı yok saymak yerine kaygıyı kabul etmek gerekir.
“Kaygılanmayacağım, kaygılanmıyorum “ gibi kaçış cümlelerinin yerine ,
“Kaygılanıyorum bunun için neler yapmalıyım ?“ sorusunu sormak daha doğru tavırdır.
Bu kabullenme sürecinden sonra kaygıya neden olan durumu belirlemeye sıra gelir:
- Kaygımın kaynağı ne?
- Kaygıma eşlik eden düşünce ve fiziksel belirtiler nelerdir?
- Kaygım bana ne kadar rahatsızlık veriyor?
- Kaygımla baş edebilmek için neler yapıyorum?
VE YAPILMASI GEREKENLER
- Kaygınızla yüzleşin .
- Kendinizi yüreklendirin.
- Kaygılı hissettiğinizde rahatlama tekniklerini uygulayın .
- Başarısızlıklarınız değil, başarılarınızı düşünün .
- Yaşanan her olumsuzluğun sorumlusu olarak kendinizi görmeyin .
- Kontrolünüz dışında gelişen olayların sorumluluğunu üzerinize almayın.
- Gerçekçi ve ulaşılabilir amaçlar edinin.
- Kötümser olmayın .
- Başarısızlığın dünyanın sonu olmadığını kabul edin .
- Gelecekle ilgili aşırı kaygılanmamaya çalışın.
- Daha sonucu bilmeden sonucu tahmin etmeyin .
- Sonuca değil, sürece yoğunlaşın .
- Yaşanan ana konsantre olmaya çalışın.
- Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın.
- Yürüyüş , spor gibi fiziksel aktiviteler yapın.
- Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin.
- Güvendiğiniz insanlarla duygularınızı paylaşın.
- Karamsar insanlardan uzak durmaya çalışın .
SONUÇ:
Derler ki:“İyi bilenle ve hiç bilmeyen kaygılanmaz, bilgisinden emin olmayan kaygılanır “
Sınav kaygısını yok etmenin ya da en aza indirmenin yolunun bilgi düzeyini artırmak olduğunu, bunun da yolunun çalışmaktan geçtiğini söyleyerek yazımıza noktalayalım.
Kaygısız günler yaşamanız umuduyla …
Kampus Artı Rehberlik Servisi


